Cuma, Haziran 6
su çiçeği...
Deniz su çiçeği oldu..:(


Kızımız Kayra Gülçin ve oğlumuz Deniz Tuncer için yazılmaya başlanmış satırlar....
22 gündür hiçbirşey yazamamışım, bana sorsanız 2-3 gün gibi geliyor.. nasıl geçtiğini/bittiğini anlayamadığım kadar hızlı geçiyor zaman..
14 Haziran'da Kayroş'umun yıl sonu gösterisi ile kreş kapanacağı için ben de işe o güne kadar devam ediyorum. yani doğum iznim 14 Haziran'da başlıyor.. tabi bu arada ben gittikten sonra, benim işlerimin aksamaması için de yerime birini arıyordum.. sonunda buldum ve salı günü Yasemin Hanım, işbaşı yaptı. şu anda tüm zamanım, onu bayilerle tanıştırmakla, işleyişi aktarmakla geçiyor.. dağ/tepe geziyorum, seyahatteyim yani..
evet, kabul ediyorum hamile hamile çooook zor oluyor.. araba kullanmıyorum zaten, şoförle gidiyorum. bir tek dün kendim kullanarak gitmek istediğimde ise bir kazayı ucundan atlattım.. 05 plakalı bir Toyota Corolla'ya arkadan kelimenin tam anlamıyla "geçirmek" üzereyken son anda toparladım.. sebep? dikkatim dağıldı bi anda.. bu gebeliğimde sık sık karnımda kramp tarzı kasılmalar oluyor. doktorum normal olduğunu söyledi.. ama aniden oluşunca o an her ne yapıyorsam devam edemiyorum.. e tabi konu araba kullanmak olunca bu biraz riskli oldu:(
hayatımızda fevkalade bir değişiklik yok.. benim için kötü haber, doğuma kadar yeni eve geçemeyeceğimizin kesinleşmiş olması oldu.. onun dışında ters bir şey yok, şükür..
isme hala karar veremedik..
ilk 2 çocuğumuzda kullandığım bu hakkı, "şimdilik" NT'ye vermiştim.. etkilememek için bir şey demiyorum.. "şimdilik" dedim çünkü, ben de O da ne olacağını gayet iyi biliyoruz: ben beğendiğim isimlerden bir küçük liste yapıp seçmesi için önüne koyacağım.. neticede seçtiği isim benim zaten istediğim bir isim olacak:) hih hih hiiii:):):) şaka bir yana zaten seçeceği her isme razıyım..
Kayroş'um ve Deniz'im kreşe devam.. sadece son 1 haftadır Deniz'de bir basketbol merakı başladı.. ama öyle portatif potalar falan kesmiyor.. her akşam 7'den sonra basketbol topumuzu alıp sitenin sahasına gidiyor, basketbol oynuyoruz(!) boyuna posuna bakmadan benim oğlan topu atmaya çalışıyor, o çok komik.. neyse, bu bahaneyle NT de spor yapmış oluyor, o ayrı tabi:)
Kayra'cım da varsa yoksa paten tutkusu.. evin içinde bile çıkarmadığı patenleri ile yemek yemek, tuvalete gitmek, kitap okumak...vb. her türlü aktiviteyi yapabiliyor.. bu iki alanda da hiçbir yönlendirmemiz olmadığı halde bu meraklar onları nasıl sardı bilemiyorum.. ama tabii ki memnunum.. bu yaz için de -eğer doktorumuz da oklerse- sitenin tenis hocasından Kayra'ya tenis dersi aldırayım diyorum.. Deniz için daha erken ama Kayra için niyetliyim..
hamişliğimde en büyüüüük sorunum ödemlerim.. heryerim şişti:( hele ki ayaklarım.. son 2 gündür işe spor ayakkabı ile gidiyorum, elbette çok rahatladım.. bi de şu sıcaklar .. mümkün olsa da hiiiiiç klimasız bir yere gitmesem. sesim de hep kısık:( bi klima-bi sıcak, bi klima- bi sıcak derken sesim neredeyse artık hiç çıkmıyor:(
çok iştahsızım.. bazı günler sadece 1,5 kg erik tüketerek yaşadığım oluyor.. zorlasam da ıh ıh..olmuyor, yiyemiyorum... malum, yaz.. tüm komşularım mangalmania yaşıyor. her evden mangalların dumanları yükseliyor.. ben de lavabodan dışarı çıkamıyorum bu et kokusunu duydukça.. pişirmeyeyim, yemeyeyim, görmeyeyim mümkünse... :(
yani çooook zor geçiyor benim günlerim, çok.
biraz da depresif bir durumum var ki, dilerim uzun sürmez!
ps/yazamadığım bu süre içinde benim için endişelenip, mesaj/mail atan arkadaşlara da çok teşekkür ederim efemmmmm:)
ve işte geldi..
içimin bayramları, şenliği..
en sevdiğim ay: mayıs!
nedeni olmadan, içine hiçbir anlam yüklemeden, maziden bi şeyler katmadan, bir nedene bağlamadan..
adı için, böyle olduğu için, o "mayıs" olduğu için, rüzgarı için, her yıl Mayıs'ın ilk günü, Beşiktaş'ta, o salaş kahvede, tek başıma oturup, mis gibi çayımı içerken gelişini kutladığım için...
"kız çocuklarına nisan, eylül diye isim konuyorsa neden mayıs da konmasın ki?" diye düşündüğüm 'geniş zamanlar' için..
her yeri saran hanımeli kokusunu daha bir keyifle içime çektiğim için..
bu naif çiçeği bu ayda vazomdan hiç eksik etmediğim için.
beylerbeyi'nde, çaydanlık'ta oturup içinden mayıs geçen şiirleri okumanın tadını hiçbir şeye değişmediğim için..
vesaire vesaire vesaire..
benim ayım geldi..
dilerim getirdiği de güzellikler olur, sevgi olur, barış olur..
uzun süredir doğru düzgün yazamadım bloga.. sebebi ise sürekli seyahatte olmamdı. yazamadığım gibi kimsenin blogunu okuyamadım da.. alışınca insan, kendinde eksiklik hissediyormuş:)
efeniiiiiiim, Sürpriz Prenses'imizin cinsiyeti öğrenemeye gittiğimiz gün Kayroş'umla Oğluş'umun da aylık rutin kontrolleri vardı. onlara gitmeden önce bebeği göreceğimizi, bebeğin onlara el sallayacağını söylemiştim. onların muayenesi bittikten sonra, üst kata çıkıp benimkine girdik. ikisi de birer sandalyeye oturdu ve monitöre bakmaya başladı.. doktor muayeneyi tamamlarken onlar da pür dikkat ekranda "yeni bebeği" izlediler..
Kayra'nın "Deniz'cim bak bak sana el sallıyor" derken heyecanı görülmeye değerdi, Deniz'in de ekrana öpücük atması..:)
hastaneye adımımızı atmamızla arabımıza binmemiz arasında geçen süre içinde tam 18 kez aradı babamız..
"n'oldu, cinsiyeti belli mi?
"hayır hayatım henüz diil, ben arayacağım seni."
ve bu şekilde onlarca kez tekrarlanan diyaloglar...
çok heyecanlıydı çok!
aslında ben yanına gidene kadar söylememeye kararlıydım ve en son aradığında "yanında olmak istiyorum söylerken" dediğimde "ama senin gelmen 1 saati geçer, çatlarım ben. kendimi çok hazırladım..." gibi tüm ikna edici söylemler karşısında pes edip telefonda söyledim.
çok mutlu oldu..
şimdi hayalinde saçları kıvır kıvır, tanıyanlar bilir Hande'nin -görümcemin yani- bebekliğindeki gibi, saçları olan bir kız var..
tüm aileye haber verme işini de Kayra aldı..
"babanecim sen biliyor musun, yeni kardeşim tızmış.. ben ona saçlarını taramayı öğretirim"
vesaire vesaire..
Deniz'im sürekli gelip karnımı açıyor, bazen öpüyor, bazen "ıh ıh" bazen de malum hemşire resmi gibi "şşşşşttt" yapıp uyuduğunu anlatmaya çalışıyor..
benimse şu andaki en büyük düşüncem doğuma kadar evi değiştirip değiştiremeyeceğimiz.. ağustos sonu eylül başı biter diyorlar ama peyzaj,çevre düzenlemesi derken kasımı belki aralığı bulacak tam olarak bitmesi.. açıkçası bende "ev bitsin geçelim, peyzajı da sonra oluversin" düşüncesi hasıl olsa da NT, "herşey bitsin öyle gidelim" demekte.. ama doğumdan sonra taşınmak zor olur gibime geliyor.. bu evimdeki 3 oda da dolu olduğundan, minik kızımız doğduğunda ablası ile aynı odada kalmak zorunda.. Kayra bundan zamanla sıkılır mı diye düşünüyorum çünkü doğduğundan beri hep kendi odasında yattı.. şimdilik memnun gerçi, hatta yatağını koyacağımız yere bile karar vermiş.. geçen akşam Deniz'e, "Deniz'cim, yeni bebek tız ya, benim odamda yatar tamam mı?" dediğinde Deniz, kendi dilinde itiraz etmiş ve ağlamaya başlamıştı, kendi odasını işaret edip "menim" diyerek.. bunun üzerine Kayra da "ama Deniz'cim biz tız tıza yatarız, bi tane daha bebeğimiz olur o da erkek olur, senin odanda yatar" demişti.. ben şok olmuş bi vaziyette kalakalmışken, aşağıya babalarının yanına inmişler ve Kayra bu diyalogu babasına anlatmıştı.. "bi bebeğimiz daha olsun mu babacım, o da Deniz'in odasında yatsın" dediğinde babaları "bence olur kızım, annene sor bakalım" demez mi?
şok üstüne şok:)
şimdi kendilerine bir şey satın alırken mutlaka "yeni kardeşe" de bi şey alıyorlar.. bedeni, rengi...vs. önemli diil.. ya da marketten "çüçük heyve suyu" alınırken 2 diil 3 almaya kalkıyorlar, "ama gelince içer yeni kardeşim" diye..:) hayatlarında yer bulmaya başladı şimdiden... küçük halamızın, Hande'nin, hamile olması da işimizi kolaylaştırıyor biraz.. "annecim senin karnında böyle tomacan mı olacak?" diye soruyor ve bi sonraki aşamayı gözlemliyor Kayra..
şimdilik iyi gidiyoruz yani..
dilerim doğumdan sonra da dengeli olabiliriz..
resimlere gelince... dedim ya blogları da okuyamıyorum uzun zamandır diye, Elif'in (bknz: Elif ve oğluşları) bloguna bakınca bizimkilerin küçüklükleri geldi aklıma.. büyüğü küçüğünün beşiğinden çıkmaz, küçük her daim kollanmak zorundadır...
çocuk büyütmek zor zenaat! hele hele araları az olan bebekleri..
yazmayalı uzun zaman oldu...
seyahatlerim vardı, maillerimi bile okuyamadım..
Sürpriz'imizin kız olduğunu öğrendik, mutlu olduk çok.. özellikle de NT havalara uçtu.. malum kız çocuklarının babalarına olan aşkını bizzat tecrübe ettiği için Kayra'da, memnun halinden:)
isim konusunu O'na bırakmıştım tamamen, ikinci ismin Elif olması konusunda ısrarlı.. ben de O'nu vazgeçirmeye çalışmakta:) Kayra'ya haksızlık olur diye korkuyorum açıkçası..
ama isim konusunda önerilerimi de yaptım.. benim ilk andan itibaren çok sevdiğim isme NT'nin de aklı ve gönlü yattı.. sanırım Sürpriz Prenses'imizin ismi VERA olacak...
bunun dışında, 3 MAYIS C.TESİ günü saat 14.30'da buluşuyoruz.. sevgili Başak ile,(bknz: Efe Deniz' in annesi:) onun içinde büyüyen bebeğiyle -minik mercimeğiyle- ilgili konuşurken ortaya çıkan bir fikirdi ve uygulamaya koyuyoruz..
buluşma yerimiz de Fenerbahçe'de TRUEBLUE (bknz: aşağıda) katılmak isteyen tüm annişleri ve hamişleri de bekliyoruz..
bu postu da çok acele yazıyorum ama ilk fırsatta çocukların "yeni bebekle" ilgili tepkilerini de anlatacağım...
şimdi yine gitmem lazım:)