mutluluğun resmi
Pazartesi, Eylül 1 · Kategori: Blog kardesligi
bu ara bloglarda mutluluğun resmi yorumlarını görünce, değinmeden geçemedim:)
Nazım,ünlü ressam Abidin Dino’ya “bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” der..
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil,
ne de ak örtüde elmaların,
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?
“Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
Ölsem gam yemem gayrı” nın resmini yapabilir misin üstad?
bunun üzerine Dino’nun bu resmi yaptığı söylenir…
(sevgili blogcu admin.. bu yazıyı yayınlayabilmek için bu yaptığım tam 6. deneme, bilgine...)
Sevgili M.'ye mektubumdur...
Cuma, Ağustos 21 · Kategori: Blog kardesligi
öncelikle sevgili kızına “hoş geldin” diyorum…
annesine dünyanın en olağanüstü duygusunu yaşatan güzel bebeğe...
“başına ne gelecekse, bu saflığından gelecek” derdi annem… “iyi niyetinden.. herkesi kendin gibi sanmandan”
gülerdim anneme… “başkasından bana ne, ben kendi niyetime bakarım” derdim… hep de öyle yaptım..
zaman zaman incindim..
salaklığa varan saflığımdan zaman zaman da hayal kırıklığına uğradım.
ama hiç incitmedim… buna eminim…
ve hayatım boyunca tek bi şeyden korktum: yanlış anlaşılmaktan!
aslında söylemeye çalışmadığım bi şeyin, söylemişim gibi algılanmasından..
ya da söylediğimin, söylenmemiş sanılmasından…
hele hele iyi niyetimin sorgulanmasından..
belki de bu yanlış anlaşılma korkusu bilinçaltıma iyice sindiğinden, gittim üniversitede iletişim okudum… kimbilir? belki de o okulu bu kadar tutkuyla istememin ve bu kadar tutkuyla okumamın sebebi de buydu…
mesela söylediğiniz şeyin tam olarak doğru algılanmasının, %100 doğru yani, 9’da 1 ihtimal olduğunu öğrenmiştim daha ilk derslerde… sizin algılarınız, algılamak istedikleriniz, karşınızdakinin algıladığı,algılamak istediği….. vesaire derken ihtimaller artıyor. neyse!
dedim ya, zaman zaman anlaşılamayan iyi niyetim incilmelerime, kırılmalarıma sebep oldu ama asla incitmedim.
hayatımın ilkini yaşadım geçenlerde..
iyi niyetim ve saflığımla birini incittim. bilmeden, istemeden… üstelik aklıma en son gelecek, hayatıma en son girebilecek insanı…
karşılaşmak bile kaderin cilvesiyken….
adını yazmıyorum, tahmin ediyorum hoşuna gitmez..
ama bu yazıyı okuduğunda, ki inşallah okursun, aklında kalan şeyin, kesinlikle iyi niyetim olmasını isterim..
ve beni dostun bil.
kimliklerimiz belli…. sen M.sin ben de “Kayra’yla Deniz’in annesi Elif” , hepsi bu! zira bi şairin dediği gibi, “insanların gizli düşmanları olduğu gibi gizli dostları da vardır.”
sevgiler,
Elif
Bütün kızlar toplandık toplandık toplandık....
Salı, Haziran 31 · Kategori: Blog kardesligi
Eveeeettttt ne gündü ama!
Uzun zamandır c.tesileri işe gitmezken, bu hafta gittimJ
10.30 da gelmesi gereken misafirim 12.45’te teşrif etti ve ben 15.00’te başlayacak blog toplaşmasına yetişmek için bi mucize beklemeye başladım..
Neyse ki, sevgili eşim, baktı saat 14.00 olmuş “Hayatım sen istersen yola çık, ben hallederim” dedi de kaçabildim…
Yoldan kuaförümü arayıp “Eminecim 10 saniyede fön çekebiliyo musun?” deyip ona da kısa süreli bi şok yaşattıktan sonra 4 dakikada çektiği föne bakakalıp eve kendimi zor attım… Giyinik kuşanık beni bekleyen cennet kuşu ve cennet çiçeğini arabaya oturttuktan sonra doooğru Gözde’ciği almaya gittik ve otobana girince bi oh çektik… Ama hayır, henüz zamanı diilmiş, araya benzin ve Kayra’nın sakız molası girdi. her şeyi halledip yola çıktığımızda saat
Yolda Ayça’yı arayıp “Gecikeceğiz” notu da verildikten sonra “Kayroş son dönem favori şarkı no.1” i ve bu şarkıyı bağıra bağıra söyleyen Kayra’yı dinlemeye başladık:
"Han han hanmam lazım
Daya yol almam lazım
Nendimden caymam lazım
Soooooorrrrrrrrr!!!!"
Ardından da “Kayroş son dönem favori şarkı no.2”ye geçtik..
Geri vokalde Kayra G.:)
“Davda etmes, hever meni
Lomelo lomelo
Habaha kadar ducaklar meni
Lomelo lomelo
Lomeloooooo”
Ara ara uyuklayan, ara ara “Anneeee bak” diye fabrika bacalarını gösteren kızım, 5’er dakika 5’er dakika yaşadığı son uyku seansından uyandığında Beşiktaş Evlendirme Dairesi’nin önündeydik ve günün en şirin diyaloğunu yaşadık:
-Anne bak örded.
-Ördek diil kızım, kuş onlar. Anne kuşla baba kuş.
-Örded diil Deniz, anne duş baba duş.. Men Deniz herde? (Anne kuşla baba kuş, demek… Siz buradaysanız Deniz’le ben Nerdeyiz?)
-Sen ve kardeşin babanneyle kumda oynamaya gitmişsiniz..Olabilir mi?
-Eeeeee….Olur. Kuma dittik Deniz… Mi mi anne? (Di mi anne?)
-Evet kızımJ
Sonrasında KozaCafe…
Oturana kadar bi festival, oturduktan-daha doğrusu oturmaya çalıştıktan- sonra başka bi festival…
Bi yandan yanımızdaki çiftin nargilesinden yanmamak için gösterdiğim çaba, bi yandan sadece “Merhabaaaa,Elif beeeeen” diyebilmenin nasıl bu kadar zor olduğunu düşünürken “Bi saniye kızım”lar arasında geçen iletişim kurma çabaları, bi yandan rahatsız oldukları her hallerinden belli olan garsonlarla yapılan sinir savaşı, ablasının her yaptığını taklit etmeye çalışan Deniz’imin hiperaktivitesi, masaların üzerine dökülen tam 3 su bardağı portakal suyu ve bunlar Kayra’nın yanında oturan Yeşim’in bacaklarına akmasın diye verdiğim akıntı önleme çabam –yine de bacağına dökülenler için özür dileriz Yeşim’cim- bi yandan Erin’i sevmek için kucağıma aldığımda ona şefkat göstermek isteyen çocuklarımın elinden zor kurtardığım Erin’in bıngıldağı, “Oğlum bak o kardeşin oyuncağı, ağzına sürer onu, eeee olur sonra kardeş” desem de Deniz’in ısrarla yerlerde sürüklediği örümcek, bu arada kaçırdığım muhabbetler, Kayra’nın her 10 dakikada bi gelen çişi ve ne hikmetse, tuvalette çıkıp daha merdiveni inerken aniden geliveren kakası, merdivenlerden inmeye çalıştıklarında annelerinin pancar gibi bi suratla peşlerinden koşmasına kahkahalarla gülen benim yaramaz bebişlerim, Deniz ‘in ağzından kağıdıyla birlikte çıkardığım küp şekerler, önüne geçemediğim her atraksiyonda masum “Hadi bakalııııııım, gidip kime oyuncak alıyoruuuuuz?” oyalamalarım ve yine otoritem hiçe sayıldığında “Bak kızıyo amca” deyip yan masadaki kel ve şişko ve yaşlı ve Kayra’ya çok sevgi dolu bakan amcadan medet ummam, gömleğime Deniz sayesinde Gözde’nin Vanilla Cafe’sinden gelen kahverengi ve şeker pembesi ayrıca bizim portakal sularımızdan gelen sarı lekelere bakıp “Acaba ben deli miyim ki hala inatla beyaz gömlek giyiyorum?” diye düşünmem, ilerleyen dakikalarda “E biz artık hayırlısıyla kalkalım..” deyip kaçmam…… derken bi blog toplaşması yaşadık…
Burada biti mi peki? Hayır…
Tam 1 saat FSM köprüsü gişelerine yaklaşmak için uğraşıp, bu arada Kayra’yla etrafımızdaki tüm araçların, renk, ebat ve plakalarını saydıktan sonra şuurumu kaybettiğim o cümleyi duydum:
“Anneeeeee! Çişim vaaaarrrrrrrr!”
Tüüüüm bunları, ancak ikea çocukta atlattığımızda kasaya elimizde rengarenk tabak,kase, bardaklarla ve bi adet fil,bi kaplumbağa,bi ayı ile gelmiştik ve Kayra’cım o negatif elektriği ancak atabilmişti… Deniz’cim ise yine uyumlu ve sakin Gözde’nin alışveriş sepetinin içinde oturuyorduJ
Sağ salim eve vardığımızda yemek ve yatak hazırlığı derken ikisi de uykuya bayılırcasına daldı ve sabah 9’a kadar uyanmadılarJ Bu benim için lüks..
Ayçacım, yüzündeki bilge ifadeye bayıldım.. Ayrıca çok güzel gülüyorsun.
Asya,hep böyle sakin misin?En çok onu merak ediyorum.Zira anne olduğunda çok işine yarayacak bi meziyet.Ve ne yazık ki bende zerresi yok..
Aysun,sen acayip cool bi annesin yaJ Ayrıca oğulcuğun çenesini ve yanaklarını senden almış, maşallahJ
Yeşim’cim, Ela’cık kahkahalar atarak doğabilir,şaşırma.. Öyle pozitifsin işte..
Tayman Abla, süper anane.. Kırkpınar’ a beklerim,ciddiyim!
Valla ben güzel bi gün geçirdim…
hamişler annişler bebişler
Pazartesi, Haziran 30 · Kategori: Blog kardesligi
Çocuklarımın hayatıma kattığı oooonnnnca şeye bi de "blog kardeşliği" eklenince, sadece bloglardan tanıdığımız ama yanıbaşımızdaki komşumuzdan daha çok şey paylaştığımız dostlar edindik... Adımız farklıydı, geçmişimiz, yaşadığımız şehir hatta bazen ülke... Ama biraraya gelindiğinde çoook rahattık...Çünkü anne ya da anne adayıydık ve bu birbirimizi anlamak bize soooooooon derece yeterli bi sebep veriyordu..
Cumartesi günü de bu paylaşımlardan birini yaşadık..
Hayatımızda ilk kez karşı karşıya geldik ama ilk saniyeden son saniyeye sıcacıktı... Tabi oturup etraflıca sohbet edecek zaman ve fırsat bulamadığımız için "Kayra'cım dikkat et" ile "Oğlum bırak o şekerleri" arasında geçen, Kayra'nın çişi geldikçe bölünen dakikalarda ne konuşabildiysek o...
Epidural,sezaryen, normal doğum derken... Anneliğin değişik evreleri...
Ama çok güzel, çok rahat ve çok samimi..
Hepinizi seviyorum kızlar:)



