Lilypie Fifth Birthday tickers Lilypie Fourth Birthday tickers Lilypie Second Birthday tickers

iyi ki doğdun Kayraaaaaa!

Pazartesi, Şubat 16 · Kategori: Kayra




çok çok uzun zamandır yazamadığım bloguma geri geldim..
internete de girdim aslında sık sık bu dönemde,girmedim değil.. ama bloga yazmak bir türlü kısmet olmadı.

şimdi kaldığımız yerden devam edelim..

buralardan uzak olduğumuz dönemde, Kayroş'umun doğumgününü kutladık 1 Şubat'ta.. minik Kayra'mız şimdi kocaman bir kız ...

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Bu arada olanlar 1- Kayroş'un mezuniyeti

Salı, Haziran 8 · Kategori: Kayra

tam 1 aydır yazamadım bloga..
en büyük sebebi, blogcu'daki bitmek bilmeyen tadilat ve yenilemelerdi..
yazamadığım gibi kimsecikleri okuyamadım da bu  da malum, 2.5 çocukla geçen ev hayatının yoğunluğundan..
eveeeeetttt..
yazamadım ama yaşadım...

neler oldu neler bitti tek tek anlatacağım.

tabii ki ilk gündem, kreşin kapanması ve Kayra'nın yıl sonu gösterisi idi. Kayra'cım gayet hazırlıklı olmasına rağmen gösteriden bir gün önce arkadaşı Ayberk'le yaşadığı bir "tatsızlığın" etkisi ile gösteriye çıkmamaya karar verdi.. babası da ben de çok üstelemedik.  çünkü sağlam bir direnci ve stresi vardı.. gösteri için hazırlanmaya başladığımızda da bir-iki ağlamaklı oldu derken babası "bak kızım, gösteriye başlamayı dene.. eğer mutsuz olursan, Ayberk seni üzerse söz veriyorum ben seni alıcam" dedi..  Kayra da ancak bu şekilde sakinleşti, hazırlandı ve kulise gitti.. kuliste  ağlayan diğer çocukların da etkisiyle, gösterinin suya düşeceği belli oldu:)
derken sahneye çıktılar.. ilk şarkıyı üç ya da dört çocuk söyleyebildi zira hepsi zırıl zırıl ağlıyordu;)
Kayra da  "ama babam bana söz verdi ben şu anda mutsuzum, üzülüyorum.. gelin beni alın" feryadının arkasından 2. şarkıdan itibaren tüm gösteriye seyirciler arasından eşlik etti..

p.s/ çocukların sonuç odaklı değil süreç odaklı bir eğitim alması gerektiğine daha ço inandım. ve ne yazık ki "eğitimci" arkadaşların çok da profesyonel olamadıklarını ve çocuk psikolojisine hakimiyetlerinin yeterli olmadığını da görmüş oldum:(:(:(

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Kayroş'un orff eğitimleri..

Perşembe, Mart 6 · Kategori: Kayra

 

Kayra'nın uzun zamandır resme ve müziğe olan ilgisi/yeteneği hem kreş öğretmenlerinin hem de bizim dikkatimizi çekiyordu. geçtiğimiz yıl, kendimle ilgili aşmak istediğim bazı takıntılardan (bu daha çok iki çocuğumu daha sağlıklı büyütmek için kendimde olmasını ve olmamasını arzu ettiğim hasletlerle ilgiliydi... stres yönetimi, öfke kontrolü, zaman yönetimi....vb.)  kurtulmak için gittiğim psikoloğuma bunlardan bazılarını gösterdiğimde -ki çocuk ve ergen psikolojisi ikinci alanı olduğu için söylediği herşey makbuldur bende-  ve Kayra'yla ilgili konuştuğumuzda mutlaka yönlendirilmesi ve desteklenmesi gereken bir yetenek gördüğünü söylemişti. kulağımızın bir kenarında bu tavsiye varken, anne gruplarımdan birinde tanıştığım bir çocuk psikoloğu daha çocukların sanatsal yönleriyle ilgili yapılan bir sohbette, Kayra'nın resim yeteneğini çok iyi bulmakla beraber, yaşının henüz profesyonel destek için uygun olmadığını söyledi. "5 ve 6 yaş civarı idealdir. ama müzik için durum farklı. bu dönem uygun bir dönem, kaçırma bence. bir enstrüman için erken fakat perküsyon ve ritm çalışmalarına katılabilir. hem çok zevk alır,eğlenir hem de ritm duygusu ve müzik sevgisi artar."

bu bizim için önemli bir uyarıydı..

tabi yaşadığımız şehirde böyle bir şansımız ne yazık ki yok! zaten bu şehrin en berbat tarafı da bu.. sosyal ve kültürel hayatın kısırlığı.. neyse, ben de en yakın şehir olan izmit'te böyle bir yer var mı diye araştırmaya başladığımda ve sanat evleriyle iletişime geçtiğimde, bunlardan birinde orff eğitimi verildiğini öğrendim.. tabi sonra da orff eğitiminin ne olduğunu:) psikolog tavsiyesi yanında bu işi yapan ve eğitimi küçüklüğünde almaya başlamış (4 yaşında) ve bunun avantajlarını/dezavantajlarını yaşamış bir dostuma, ki sanatı önünde saygıyla eğiliyorum, aynı zamanda büyük bir hayranıyım,sevgili Tuluyhan Uğurlu'ya da sordum "sen ne dersin?" diye.. (bu arada Tuluyhan'ın tüm cdlerini çocuklarıma dinlettim/dinletiyorum ve arkadaşlarıma tavsiye ediyorum..inanılmaz bir sakinleştirme özelliği var. uyku öncesi çok işe yarıyor..)

neyse efendim, bu orff eğitiminin ne olduğunu bilmeyenler için aşağıda odtü vakfı koleji,müzik zümre başkanı zeynep gürses'in dilinden anlattım ..

cumartesi günü tanışmaya gideceğiz, eğer Kayroş'um da orada bulunmaktan ve bazılarını yeni yeni duyduğum o müzik aletleri ile (tır tır, bango,piccolo,timpani....vb.) haşır neşir olmaktan zevk alırsa bir sonraki cumartesi de çalışmalarımız haftada 1 gün, 1 saat olmak üzere başlayacak... bu çalışmalar sonunda (5 ila 8 ay sürüyor eğitimler) da kızımızın herhangi bir enstrümana yeteneği olup olmadığı, varsa da hangisine olduğu ortaya çıkıp ona yönlendirme (4 yaş dolaylarında) yapılacak..

  

ORFF YÖNTEMİ NEDİR?

Ritm; müzik, dans ve konuşmada doğası gereği varolan temel öğedir. Bu temel öğe üzerine kurulu  bir “ dil ” olan Orff yöntemi;

a)   Ritm için vücut sesi ve jestler vurgulanarak,

b)   Enstrümanların en doğalı ve ilki olan “ses” kullanılarak,

c)   Her ölçü, şekil ve ses çeşitliliğine göre bütün davul türlerine büyük önem verilerek,

d) Doğaçlamalara şekil veren öge olarak “ostinato” (tekrarlanan ritmik, sözlü veya söylenen biçim) kullanılarak doğmuştur.

Orff Metodu, çocuklara temel müzik eğitimi vermek için çocuğun alışık olduğu elemanları  kullanarak tamamen doğal yolla öğrenmeyi teşvik eden, Carl ORFF tarafından   geliştirilen bir metottur. Bu metodun en temel öğesi, dans, müzik, konuşma, dil, vücut, ve hareket birlikteliğidir. Bu temel öğeleri kullanarak, orff metodu uygulandığında, çocukta müzikal yönden gelişme sağlanır. Aynı zamanda bu gelişmeyle birlikte, çocukta öğrenme disiplini, grup sorumluluğu alma, başkaları ile çalışmayı öğrenme ve dikkat becerilerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır. Taklit ve keşfetmenin, doğaçlama ve müzik yazarlığına yol açması ile aktif bir şekilde öğrenmeyi sağlar.Okuma ve yazmayı öğrenmeden önce çocuk konuşmayı öğrenir.

ORFF ÇALGILARI

Carl ORFF, tüm bunların yanında, çocuklara metodu uygularken, eğitimi daha eğlenceli hale getirmek amacıyla, kendi adını verdiği Orff enstrümanlarını kullanmıştır.

Bu enstrümanlar :

Çelik Üçgen

Ritm Çubukları

Zil

Timpani

Gong

Ksilofon

Metalofon

Bango

Marakas

Kastanyet

Tef

Glockenspieller

ve çeşitli büyüklükte davullar en çok bilinenleri arasındadır.

ÖRNEK ETKİNLİK

Amaca yönelik önceden hazırlanan bir hikaye :

Hikayenin önemli noktaları öğretmen tarafından ders öncesinde belirlenir. Bu noktaların ifade edilebilir özellikte olması önemlidir. Örnek: gök gürültüsü, yağmur sesi, merdivenden hızla çıkan ya da inen bir çocuğun ayak sesleri, birşeyler yerken çıkardığımız sesler, sabah kalktığında kollarını iki yana açarak gerinen bir  insanın çıkardığı ses,  vb.

Öğretmen tarafından org veya piyano ile sürdürülen bir ostinato kalıbı.

Orff çalgıları sınıfın ortasına dağınık olarak yerleştirilir.

Yapılacak çalışma çocuklara açıklanır.

Hikaye öğretmen tarafından anlatılmaya başlanır. Belirlenen ostinato konuya göre öğretmen tarafından sürdürülür.

Canlandırma ve uygulama anı geldiğinde öğretmen orgun-piyanonun başından kalkarak hikayenin kaldığı noktadaki durumu-olayı-sesi  seçeceği çalgısıyla ifade etmesi için bir öğrencinin yanına ilerler ve omzuna dokunur. Öğrenci kalkar, çalgılara yönelir ve kendince uygun bulduğu Orff çalgısıyla düşüncesini hayata geçirir, canlan dırmasını yapar.Yapılan çalışmalarda çok farklı örneklere rastladığımız gibi bir olayı birçok öğrencinin aynı çalgıyı aynı şekilde kullandığı da dikkat çekici bir noktadır.

Bu sırada diğer öğrenciler hikayeyi dinlerler ve uygulama yapan arkadaşlarını izlerler.

Bu uygulama sırasında hikayenin resmi de yaptırılabilir. Tüm öğrenciler anlatılan masalı hayalinde canlandırır ve bunu kağıtlarına çizerler. Bu şekilde diğer öğrenciler de yaratıcılıklarını uygulama şansını resim yaparak gerçekleştirmiş olurlar.

SONUÇ

“Önce tecrübe et, sonra ifade et.”

 (veya tüm vücut kavramı tecrübe ettikten sonra tecrübeyi kelimelere dök)

                                                                                             

                                                    

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

evde tekrar:)

Pazartesi, Şubat 4 · Kategori: Kayra

Handiş Halamız, Kayra'nın kreşteki doğumgünü kutlamasına katılamadığı için Cumartesi günü Kırkpınar'a gelip kızımın doğumgününü kutladı..

kaçıranlar için Kayra doğumgünü volume.2

bu arada halamıza hamilelik çok yakışmış ve minik kızımız artık varlığını belli ediyor..

ailemize katılacak bu yeni üyeyi de sevgiyle bekliyoruz...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

canım kızım, güzel kızım..

Cumartesi, Şubat 2 · Kategori: Kayra

 

adı Tanrı'dan gelen kızım,Kayroş'um 3. yaşını bitirdi dün..

1 Şubat 2005 günü, saat 14.44'te, etrafımızda tam 8 doktorla başladığımız macera 3. yılını doldurmuş, dün gibi! el kadar, 1.800 gr ve 42 cm. bi bebecikten, "karlar düşerrrr,düşer düşer ağlarııııım" diye şarkı söyleyen bir mini-gençkıza..

"sakın gelme annecim" diye dua ettiğim gecelerden sonra ancak 33. haftasına kadar dayanabilen aceleci kızım dün arkadaşlarıyla kreşte kutladı doğum gününü..

"du du du du du dora" eşliğinde pastasını üfledi,dora'nın şapkasını parmaklarıyla yedi, palyaçoyu görünce de irkildi..

ama güzeldi..

 

canım kızım, güzel kızım..

adı Tanrı'dan gelen kızım..

layık değildim,layık gördüler,annen oldum..

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

kreşte gösteri...

Pazartesi, Ocak 14 · Kategori: Kayra

yaklaşık 1,5 hafta kadar önce, kreş öğretmenimiz Gökçe Hanım, şarkıların sözlerini yollamıştı.. biz de anneler olarak ezberleyelim, çocuklarımız evde şarkıyı söylerken biz de eşlik edelim diye.. ben de bu süre içinde "annem bana bir bebek aldı/yanakları al aldı" diye diye dolaştım evde:)

cumartesi kreşimizin 3 -4  yaş grubunun gösterisi vardı.. ki bu Kayra'nın da şarkı söylemesi demek olduğu için bizi aldı mı bir heyecan.. çocuklarımı alıp evden çıktım, fabrikaya uğrayıp üstümüzü değiştirdik, oradan gittik İnci'ciğimi ve Şafak'ı aldık.. Ananemizle kreşte buluşacaktık, babaannemiz İstanbul'da olduğu için katılamayacaktı ama ona söz vermiştik bol bol fotoğraf çekecek ve tüm gösteriyi kameraya alacaktık.. babamızla telefonlaşarak Murat'la ikisini kreşte beklediğimizi söyledik..  e dedemiz de gelirdi... herşey gayet güzeldi..

program açıldı, enstrümanlar başladı.. kızlar tek tek sahneye çıkmaya başladılar.. ancak benim canım Kayra'cım, çığlık çığlığa ağlamaya başladı...

"annecim istemiyoruuuuuum" diye ağlamaya başladığında çok açık söylemek gerekirse ilk birkaç saniye hissettiğim duygunun adı kızgınlıktı.. belki 5 belki 10 saniye.. tabi Kayroş'uma bunu belli etmedim... sonrasında anlamaya çalıştım ve "peki kızım" dedim.. "gel ananenin yanına gidip oradan izleyelim"

ve biz tüm gösteriyi bütün şarkılara eşlik ederek izledik..

 

babası: Kayra'cım ne oldu?

Kayra: babacım ben yapmak istemedim ki gösteriiii.

babası: neden kızım?

Kayra:ama istemedim.

babası: peki kızım:)

 

dipnot: anne baba olmanın, insanın nefsini terbiye eden bir tarafı olduğunu bir kez daha anladım.. kendi hırslarımız ve isteklerimizle, çocuklarımızınkiler arasındaki farkı ayırd etmemiz ve nereden bakmamız gerektiği konusunda feraset sahibi olmamız lazım.. bu küçücük olayda bunu gördü, benim her gördüğünden ders çıkaran tarafım:)

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

Kayra Hasta...:(

Pazartesi, Kasım 17 · Kategori: Kayra

bugün tam 7. gün...

canım kızım Kayroş'um hasta...

doktorumuzun ifadesiyle "bademciklerini alıp dilinin üzerine koymuşsunuz" gibi..

ortalama 2 ila 2,5 hafta sürecekmiş..virütik olduğu için antibiyotik de almıyoruz..

ateşimiz 39,5-40'ı  gördü...

öksürükten içi sökülüyor sanki...

ay benim canım kızım....

senin sıkıntın benim olsun!

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

« Önceki ::